Gözle Muayene İnspeksiyon (İnspection)

Gözle Muayene İnspeksiyon (İnspection)

Abdominocentesis

Görerek muayene olarak bilinen inspeksiyon hasta bir hayvanda hekimin yapacağı ilk muayenedir. Diğer muayeneler inspeksiyonu takiben yapılır. İnspeksiyon, belirli bir uzaklıktan hasta hayvana bakılarak hayvanın duruşu, yürüyüşü, hal, tavır ve davranışlar ile lezyonlu bölge(ler) ve bölgedeki yapısal durumun gözlenmesidir.

İnspeksiyon direkt ve endirekt olmak üzere iki şekilde yapılır. Direkt inspeksiyon hastaya belirli bir uzaklıktan hiçbir vasıta (alet) kullanmadan bakılarak yapılan muayenedir. Bu muayeneye aynı zamanda vasıtasız inspeksiyonda denir. Endirekt (vasıtalı) inspeksiyon ise, organ ve dokuların derinliklerinin bazı aletler kullanılarak yapılan muayenesidir.

Hasta hayvanın direkt inspeksiyonu gün ışığında ya da iyi aydınlatılmış bir ortamda yapılmalıdır. Hasta hayvan klinikte, ahırda, ağılda, kafeste, barınakta, boksta ya da bu yerlerin dışında açık alanda muayene edilmelidir. Direkt inspeksiyonu yapacak olan veteriner hekim hayvanın türüne göre belirli bir uzaklıktan; önden, arkadan ve yanlardan, bakarak önce hayvanın genel yapısı daha sonra da hayvanın tüm bölgelerini dikkatli bir şekilde gözden geçirmelidir. Bakarak muayene sınırlı bir bölgede kalmamalı hayvanın dış yapısı bir bütünlük içinde değerlendirilmelidir.

Hayvana dokunmadan yapılan ilk muayene olan inspeksiyonda hayvanın hal, tavır ve davranışları izlenmeli, hayvanın duruşu ve simetriğine bakılmalı, besi durumu ve görülebilen kas kitleleri değerlendirilmelidir. Toraks ve abdomen görünümü ve uyumu önden ve yanlardan bakılarak yorumlanbmalıdır. Baş ve boyun duruşu, kulak ve gözlerin pozisyonu, bacakların duruşu ve bacaklar üzerine vücut ağırlığının dağılışı, vucudun tutuluş pozisyonları ve kuyruğun duruşu izlenmelidir.

İnspeksiyonda, istirahat ve hareket sırasındaki nörolojik ve kas-iskelet fonksiyonları, solunum oranı ve solunum kalitesi izlenip derideki dermatolojik değişiklikler de değerlendirilmelidir.

Veteriner hekim uygun gördüğünde anamnez alınırken hayvanın muayene edilen salonda ya da alanda serbest hareketlerine izin vermelidir. Hekim, hayvanın serbest hareketlerinde bilinç durumuna, hayvanın çevredeki insanlara, nesnelere ya da uyarılara karşı cevabı ve davranışlarını dikkatle izlemelidir.

Hasta hayvanın direkt inspeksiyonunda; hayvanın türü, ırkı, cinsiyeti, genel vucut görünümü, baş, boyun, göğüs, karın, pelvis bölgeleri, kolumna vertebralis, omuz ve kalça bölgeleriyle, ön-arka ekstremiteler ve tırnaklar çok dikkatli bir şekilde izlenmelidir. Bu bölgelerdeki pek çok anormal yapı ve fonksiyon bozukluğu bazı dış hastalıkların tanısının konulmasında hekime fikir verir.

İnspeksiyonda hayvanın sağ yarımı ile sol yarımı yani simetriği olan bölgeler mukayeseli olarak muayene edilmelidir. Bir taraftaki lezyon diğer normal tarafla karşılaştırılmalıdır. Her iki tarafta aynı bölgelerde lezyon şekillenmiş ise aynı türden bir başka hayvanın bölgeleri ile mukayese edilmelidir. En doğrusu her bölgenin anatomisi ve fizyolojisi çok iyi bilinmelidir.

Hasta hayvanın inspeksiyonu hayvan dururken, yürürken veya yatıyorsa yattığı yerde gösterdiği hal ve tavırlar, çevre ile ilgisi, uyarılara cevap verip vermemesi özellikle de equidelerde ve büyük ruminantlarda özen gösterilmelidir. Topallıkların muayenesi hayvan ayakta ve yürütülerek hatta koşturularak izlenmesi şeklinde yapılmalıdır.

Hasta hayvanların inspeksiyonu sırasında hayvan barınakları (ahır, tavla, boks, ağıl)’nın düzeni, temizliği, zemin yapısı, atıkların giderlerinin olup-olmadığı, havalandırma, aydınlatma, hayvanın yemesi-içmesi, defekasyonu ve ürinasyonu, gaita ve idrar miktarı, rengi, kıvamı, hasta hayvanların diğer hayvanlardan farklı hareket ve tavırları izlenerek değerlendirilmelidir. Hayvanların tımarı, temizliği, yünlü hayvanların zamanında kırpılması, uzun tüylü köpeklerin tüylerinin peryodik zamanlarda tıraşının yapılıp yapılmaması, tüylerinin karışık, keçeleşmiş, kirli olup olmamaları hayvan sahiplerinin hayvanları ile ilgili olup olmadıklarını gösteren izlenimler olarak değerlendirilmelidir.

Hasta hayvanların bazı hareket ve davranışları birçok hastalığın tanısının konmasına yardımcı olur. Atlar ayakta duruken bir ön ya da arka ayağını sürekli askıda yani fleksiyon halinde tutuyorsa ilgili ekstremitesinde topallığa neden olan ortopedik bir sorunun olduğunu; ön ya da arka ayaklarını sürekli yer değiştirerek hareket ettiriyorsa her iki ön ya da arka bacaklarında bir ağrının olduğunu gösterir. Ayrıca atlar veya sığırlar tırnak ucu ile yere basıyorsa ökçe de, ökçeler ile yere basıyorsa sümbük bölgesinde ağrıya neden olan bir ayak hastalığını akla getirir.

İnspeksiyonda hasta hayvanın dört bacağı da sütun gibi gergin, boyun ileriye doğru uzatılmış (opistotonus), kuyruk kalkık, üçüncü göz kapağı korneanın üzerine düşmüş (protrusion) ve çenenin sıkı bir şekilde kapatılmış (trismus) olarak gözlenmesi tetanoz hastalığını tanımlar. Hayvanın boynunun sağa ya da sola doğru bir yay gibi bükük olması tortikollisi belirler. Hasta hayvanın başını sürekli olarak tek tarafa doğru eğmesi, yürüyüşünde kordinasyonun bozulması (incoordination), bazen dairesel (dönme) hareketler göstermesi, orta ve iç kulak hastalıkları ile vestibüler bozuklukları akla getirir. Küçük rüminantlarda dairesel hareketler coenurus cerebralis’i hatırlatır. Kedi ve köpeklerde arka ayağı ile aynı taraftaki kulağını kaşımak istemesi dış kulak hastalığını (otitis eksterna) akla getirir. Yine köpeklerde kuyruk ya da kuyruk altı bölgesini ısırmaya çalışması hatta anal bölgeyi yere sürterek kaşımak istemesi sinüs paranalislerin yangısını akla getirir. Bir hayvanın gözlerinde görülebilecek bir bozukluk bulunmazken yürüyüşünde tedirginlik göstermesi, önündeki engellere çarpması, yönünü belirleyememesi, pupillaların genişlemesi (midriasis) hayvanın bakar kör (amaurosis) olduğuna yorumlanır.

Buzağı ve taylarda karpal eklemin fleksor yüzünda doğumdan sonra ya da ileriki dönemlerde 180° den daha düşük değişik derecelerde açılanması diz büküklüğü (arqure), falanks eklemlerinin arka yüzündeki daralan açılanmaya bağlı, ökçelerin kalkık, tırnağın ucu ya da önyüzü ile yere basması ise bilek dikleşmesi (bouleture) inspeksiyon ile tanınır. 

Kolumna vertebralisin lumbal bölgesindeki vertebralarla ilgili lezyonlarda hayvanın arka kısmını yerde sürümesi paraplejiyi tanımlar. Kırık olgusunda hayvan ilgili bacağını kullanamaz ve ayağı üzerine basamaz.

Ön ya da arka ekstremitelerin spinal innervasyonunun bazı nedenlerle engellenmesi durumunda azalan ya da tamamen ortadan kalkan motorik fonksiyon bozuklukları (paraliysis, paresis) direkt inspeksiyonla belirlenebilir. Örneğin, ön bacağın ileriye doğru götürülememesi nervus radialisin felcini, her hayvanda görülmekle beraber özellikle sığırlarda güç doğumlardan sonra her iki arka bacağını yanlara doğru açarak (bilateral abduction) yatması nervus obturatorius’un bilateral felcini (calving paralysis) tanımlar. Yürüyüşte kordinasyon bozukluğu (ataksi) serebral ve vestibüler bozukluklarla ilgilidir. İstemli motor fonksiyonların parsiyel kaybına paresis, istemli hareketlerin komple kaybına paralysis (paraplegia) adı verilir. Paresis bir bacakta ise monoparesis, her iki arka bacakta ise paraparesis, dört bacaktaki paresis’e ise tetraparesis ya da quadriparesis, tek taraflı ön ve arka bacaklarda birlikte oluşan paresis hemiparesis adı verilir. Arka bacaklarda güç kaybı (flaccid-gevşek) paralysisi ile ön bacaklarda spastik (spastic-gergin, ekstensor tonositede artış) olgusu Schiff-Sherrington fenomeni olarak bilinir. Bu T2 ve L4 vertebralar arasındaki medulla spinalisin lezyonları ile ilgilidir. Bir hayvanda dört ekstremitede hem ekstensor hemde fleksor tonositenin artışı tetanozda ya da sitriknin zehirlenmelerinde görülür.

 Deri hastalıklarının klinik bulguları daha çok direkt inspeksiyonla değerlendirilir. Belirli bir uzaklıktan, derideki kıl dökülmesi (alopecia), kuruluk, yağlılık, kabuklaşma, nodüler, papüler ve püstüloz lezyonlar, depigmentasyon alanları, sıyrıklar (excoriation), yaralar, fistüller, nekrotik ve ülserli alanların lokalizasyonları, yaygınlıkları ve şekilleri görülebilir.

Kır donlu (beyaz)  ya da demir kırı yaşlı hayvanlarda ense-cidago arasındaki boynun üst bölgesinde ve anüs civarında siyah renkte farklı büyüklükte şişkinlikler kötü huylu (malign) bir tümörü (melanom) betimler.

Veteriner hekim inspeksiyonda nelere dikkat edeceğini bilmeli ve muayene yöntemlerini de ona göre seçmelidir. Zira inspeksiyon;

·   Hastalığın bulunduğu bölge (regio)’nin saptanmasında,

   ·  Bölgede hastalıkla ilgili lezyonun şekli, boyutları, rengi, özel işaretler  

       hastalığın tanısını koymada ve isimlendirilmesinde önemli bilgiler sağlar.

Her bölgenin anatomisi ve fonksiyonu farklı olduğundan hastalık (lar)da diğer bölgelerden farklı bulgular gösterir. Hastalığın bulunduğu bölgenin anatomik ismi, hastalığın anatomik terimlerle isimlendirilmesini dolayısıyla da lokalize olduğu yerin hastalığın ismi tanımlanırken birlikte söylenmesine de neden olur.

Ense bölgesinde (regio atlanto-occipitalis) oluşan her türlü şişliğe talpa adı verilir. Mandibulanın alt tarafında (regio submandibularis) oluşan abselere submandibular apseler, cidago bölgesinde (regio interscapularis) oluşan şişkinlikler apse, flegmon, hematom ve bursitisi akla getirirken bu lezyonlar bazen fistül ile sonuçlanabilirler.

Tuber olecrani bölgesinde oluşan yumuşak ya da sert şişkinlikler bu bölgedeki bursa mukoza subkutaneanın yangısını (bursitis olecrani), karpus ekleminin ön yüzündeki yumuşak ya da sert şişkinlik prekarpal olarak yer alan bursa mukoza subkutaneanın yangısını (bursitis precarpalis) akla getirir.

Göbek bölgesinde (regio umbilicalis) oluşan ve üzerine basınç uygulandığında küçülen, basınç kaldırıldığında tekrar şekillenen şişkinlik göbek fıtığını (hernia umbilicalis), karın duvarının sağ veya sol yarımında travmatik nedene bağlı olarak oluşan ve aynı özellikler gösteren şişkinlikler  karın fıtığını (hernia abdominalis), erkek hayvanlarda çoğunlukla tek taraflı olarak skrotumun hacmini artıran ve yine aynı özellikler gösteren (her zaman göstermeyebilir) şişkinlik kasık ve testis kesesi fıtığını (hernia inguinalis et scrotalis) tanımlar.

Hastalıklı bölgenin yerinin tam belirlenebilmesi anatomik terimlerle yapılır. Önce anatomik bölge belirtilmeli, daha sonra lezyonun bunun neresinde olduğu yine anatomik terimler kullanılarak isimlendirilmelidir. Hastalıkla ilgili lezyon hayvanın orta hattında ise median, orta hatta göre sağ veya sol yarımda bulunması durumunda sağda – solda, ekstremitenin iç – dış kısmında bulunuşuna göre medial – lateral, lezyonun hayvanın veya ekstremitenin ön – arka tarafında bulunuşuna göre kranial (anterior) – kaudal (posterior), ekstremitedeki lezyonun vücuda yakın – uzak oluşuna göre proksimal – distal, vücuttaki lezyonun hayvanın sırtına veya karnına doğru bulunuşuna göre dorsal – ventral gibi terimlerle ifade edilir.

Bacaktaki bir lezyonun yeri tanımlanırken eklemin açıcı (gerici)  yüzleri ekstensor, bükücü yüzleri fleksor terimleri ile belirlendiği gibi atlarda ön bacaktaki fleksor yüze volar (palmar), arka bacaklarda ise plantar yüz, ön ve arka bacaklarda ekstensör yüze dorsal yüz de denilmektedir. Metakarpusun medial yüzünde Şekillenen kemik şişkinlikleri süro, tarsal eklemin disto-medialinde oluşan kemik şişkinlikleri ise eparven olarak tanımlanır.

Direkt inspeksiyonla belirlenen lezyonun şekli ve boyutları bazı cisimlere veya nesnelere benzetilir. Şişkinlikle karakterize lezyonlar; apse (doku arasında irin toplanması), tümör (ur-neoplazm), hematom (dokular arasında kan toplanması), osteofit (eksostoz-yeni kemik üremesi), fıtık (hernia), fındık, ceviz, yumurta, elma, yumruk, karnabahar gibi büyüklükte diye tanımlanabilirler. Lezyonun ebatlarıda; metal para büyüklüğünde, bir el ayası genişlikte veya santimetre (cm) olarak belirlenebilirken, lezyonun şekli; düzgün, düzgün olmayan, köşeli, dört köşe, üçgen şeklinde, yuvarlak ya da eliptik diye ifade edilir.

Direkt inspeksiyonla lezyonun ya da lezyonun bulunduğu bölgenin renginin belirlenmesi hekime hastalık hakkında fikir verir. Hayvanların derisi genellikle pigment maddelerinden zengin olduğundan koyu bir renkte görünür. Beyaz kıl örtüsüne sahip atlarda deride kırmızılık ya da solgunluk görülebilir. Görülen lezyonun rengi açık-koyu dışında; sarı, siyah, kırmızı, yeşil, mor gibi renklerle tanımlanabilir. Melanom siyah renkte gözükür. Ayrıca bir lezyon üzerindeki bir akıntının, salgının, irinin karakteride gözlenebilir. İçerisinden akıntısı gelen patolojik oluşum değerlendirilerek kaynağı hakkında fikir söylenebilir. Ayrıca bir bölgeye-yaraya bir ilaç uygulanmışsa rengine göre hangi ilacın kullanıldığı söylenebilir. Yara ve çevresindeki kanarya sarısı bir renk rivanol, kahverengi bir renk teinture de iode ya da povidone iode, mor bir renk potasyum permanganat ya da metilen mavisi gibi antiseptiklerin kullanıldığını gösterir.

Mukoza ve konjunktivalar normalde gülgüni (kırmızımtırak-açık kırmızı) renktedirler. Şayet, mukoza veya konjunktivalardaki renk beyaz, solgun renge dönüşürse bir kansızlığı (anemi), koyu kırmızı bir renge dönüşmüş ise ateşli bir infeksiyonu; konjunktivaların yangısı (conjunctivitis), ağız mukozası yangısı (stomatitis), diş eti yangısı (gingivitis), dil yangısı (glossitis), vajinanın yangısı (vajinitis)’nı yansıtabilir. Gözün sclerasının sarı bir renk alması sarılığı (icterus), siyanotik bir renk alması ise hipoksiyi gösterir. Gangrenli ve nekrozlu lezyonların görünümü doku ölümü nedeniyle koyu yeşil, siyaha yakın bir renk gösterir. Hayvanın çıkardığı idrarın rengi kırmızı ise hematuriyi, koyu-siyah ise myoglobinüriyi tanımlar.

Bir yaranın değerlendirilmesinde yaradaki renk değişimi yaranın prognozu açısından önemlidir. Yara açık kırmızı bir renkte ise iyileşmeye başladığını, solgun bir renkte görülmesi iyileşmenin yavaş olduğunu gösterirken yara üzerinde sarımsı bir akıntının olması yaranın sızıntılı ve enfekte olduğunu, üzerinde kurumuş siyah-kahverengi renkte parçaların görülmesi yara yüzeyinin kabuklaştığını gösterir.

Bir bölgede bir büzüşme; sikatriks, izi varsa o bölgede daha önceden bir yaranın olduğu ya da operasyonun yapıldığını gösterir. Trachea üzerinde bir yara izinin bulunması daha önceden bir traketomi operasyonun yapıldığını, açlık çukurluğunda (fossa paralumbalis) ya da ventral-median hattaki uzun bir yara izi buralarda karın duvarının operasyonla açıldığını (laparotomie-celiotomie) akla getirir.

Bazı kemiksel şişkinlikler, eklemlerin ekstensor yüzlerinde ya da fleksor tendolar üzerinde noktalar ya da çizgiler şeklinde yanık izini andıran izlerin bulunması bu bölgelere koterizasyon uygulandığı fikrini verir.

Direkt inspeksiyonla, kısmi veya tam felç durumlarında ya da bir ekstremitenin uzun süre bandaj ile hareketsizliğinin sağlandığı durumlarda kas gruplarındaki küçülme (atrophy) gözlenebilir.

Hayvanlarda, özellikle de atlardaki, terleme gözlenebilir. Bu bir hastalık durumunu, genellikle de sıkıntılı-sancılı bir görünüme neden olan (kolik, kızılkurt-kum sancısı) hastalığı, belirler.

Kolumna vertebralisin, özellikle torakal ve lumbal bölgesindeki çukurlaşma (ventral deviasyon, lordosis), kamburlaşma (dorsal deviasyon, kyphosis), yana doğru bükülme (lateral deviasyon, scoliosis) ve sivri, keskin bir çıkıntı (gibbosite) gibi duruş bozuklukları ile ön ve arka bacaklardaki açılı değişiklikler (X-O-K bacaklılık) direkt inspeksiyonla tanınır.

Bazı organ ve dokuların derinliklerinin ve boşluklarının muayenesi direkt inspeksiyon ile yapılamaz. Bu yapıların muayenesi bir alet kullanılarak yapılır. Örneğin dış kulak yolunun (meatus acusticus externus) muayenesi otoskop, burun boşluğunun (cavum nasi) muayenesi rinoskop, larenks ve farenks bölgesinin muayenesi laringoskop, gözün derin katlarının ve fundusun muayenesi oftalmoskop, yemek borusu (esophagus) ve midenin muayenesi endoskop, idrar kesesi (vesica urinaria)’nin muayenesi sistoskop, rektumun muayenesi rektoskop, eklem boşluğu (cavum articularis)’nun muayenesi artroskop, karın boşluğunun muayenesi laparoskop gibi araçlar (vasıtalar) ile yapılır.