Hastalık Nedir ?

Hastalık Nedir ?

Karın boşluğunun röntgen ile muayenesi
        Hastalık,  kısaca organizmanın normalden ayrılışı olarak ifade edilirsede geniş anlamda sistemleri oluşturan organların ya da dokuların fizyolojik fonksiyonlarının veya anatomik bütünlüklerinin bazı faktörlere bağlı olarak bozulması olarak tanımlanır. Hastalığın oluşmasında etkili olan faktörlere etiyolojik faktörler adı verilir. Dış hastalıklar yönünden travma ve kontüzyonlar en önemli etiyolojik faktörlerdir. Ayrıca metabolik bozukluklar, genetik bozukluklar, infeksiyon etkenler, çalışma ve barınma şartlarındaki bozukluklar, bağışıklık sistemindeki yetersizlikler, çevresel faktörler, hayvan sahiplerinin ilgisizliği, ekonomik yetersizlikler diğer etiyolojik faktörlerdendir.
 
        Hastalık, meydana geldiği doku ya da organlarda bazı görünümlerin, belirtilerin ortaya çıkmasına neden olurken aynı zamanda da hastada bazı değişikliklere neden olabilir. Bu görünümlere, değişikliklere genel olarak klinik bulgular, klinik görünümler ya da klinik semptomlar adı verilir. Bir hastalığın adı (teşhisi, diagnozu), bu bulguların dikkatli ve doğru değerlendirilmesi ve yorumlanması ile konur. Hastalıkla ilgili bulgular lokal, genel, görevsel ve uzak bulgular olarak değerlendirilir.
      Lokal Bulgular
 
         Hastalığın bulunduğu doku ya da organda hastalıkla ilgili olarak oluşan normalden ayrılış durumlarıdır. Bunlar, çoğunlukla kırmızılık (hiperemi), şişkinlik, sıcaklık (hipertermi) ve ağrıdır. Bu lokal bulgular, hastalığı oluşturan nedenlerin şiddetine, sürekliliğine, hastalığın oluştuğu bölgeye ve hastalığın süresine bağlı olarak az çok değişebildiği gibi her hastalıkta bu lokal bulguların hepsini aynı anda görmek ya da belirlemek mümkün olmayabilir. Örneğin, deride oluşan birinci derecede yanık olaylarında lokal olarak kırmızılık, ağrı ve sıcaklık belirlenirken şişkinlik gözlenmez. Bu bulgulara ilaveten şişkinliğinde görülmesi ikinci derecede bir yanığı tanımlar ki bu, hastalığı oluşturan nedenin daha şiddetli olduğunu gösterir.
 
          Fıtık, bir hastalık olarak tanımlanmasına rağmen normal fıtıklarda şişkinlik dışında diğer lokal bulgular gözlenmez. Buna rağmen boğulmuş, komplike fıtıklarda ise diğer bulgularıda görmek mümkündür. Deri, mukoz membran ya da organ yüzeylerinin anatomik bütünlüklerinin bozulduğu yaralarda, yara kenarlarının açıklığı ve oluşan kanama lokal  bulgular olarak değerlendirilir. İçerisinden doğal ya da patolojik bir akıntı gelen ve fistül olarak isimlendirilen lezyonlarda ki delik ve akıntı da lokal bulgular olarak değerlendirilir.
 
 
Genel Bulgular
 
 Dış hastalıkların pek çoğunda oluşmamakla beraber bazı dış hastalıklarda oluşan ve hastanın bütün sistemlerinde az çok fizyolojik fonksiyon bozukluklarını tanımlayan değişikliklerdir. Bunlar vücut ısısında ki değişiklikler; vücut ısısının normalin üzerine çıkması (hipertermi) ya da normalin altına düşmesi (hipotermi),  dakikada ki solunum ve kalp vurum sayısında ki değişiklikler, hasta hayvanda ki verimin düşmesi;  günlük süt miktarının azalması, canlı ağırlığın azalması, hizmet gücünde azalma, hastanın tavır ve davranışlarında ki değişiklikler; sürekli yatması, ayakta kalması, dış uyarılara karşı cevapların değişmesi ya da farklı davranışlar göstermesi, yem alma ve su içmede ki değişiklikler, sıvı ve elektrolit dengesi ile asit-baz dengesinde ki değişiklikler genel bulgular içinde değerlendirilir.
 
 
Görevsel Bulgular
 
 Hastalığın bulunduğu doku ve organ hangi sistemde ise o sistemin normalde yapması gereken fizyolojik fonksiyonlarda ki değişikliklerdir. Bu değişiklikler, fizyolojik fonksiyonların kaybolması (disfonksiyon), azalması (hipofonksiyon) veya artması (hiperfonksiyon)şeklinde olabilir.
 
Gözün transparant ya da diğer yapılarından herhangi birisindeki hastalık durumunda oluşan görme bozuklukları, gastrointestinal sistemin herhangi bir bölgesinde ki  hastalıkla ilgili gelişen sindirim bozuklukları, üriner sistemi oluşturan yapıların herhangi birinde ki hastalık durumunda oluşan ürinasyon bozuklukları, ekstremiteyi oluşturan kas, kemik, tendo, ligament ve eklemler ile ilgili ya da bu yapıların beslenmesini sağlayan damarlar veya innervasyonunu sağlayan perifer spinal sinirler ile ilgili hastalık durumlarında ortaya çıkan yürüyüş bozuklukları, üst ve alt solunum sistemi ile ilgili hastalıklarda oluşan solunum bozuklukları, kalp ve damarlar sisteminde ki hastalıklarla ilgili dolaşım bozuklukları görevsel bulgulara verilebilecek örneklerdendir.
 
 
Uzak Bulgular
 
 Bazı hastalıklarda, hastalığın oluştuğu doku ya da organdan daha uzakta ki doku ya da organda hastalıkla ilgili olarak gelişen birtakım bozukluklardır. Bu tür bulgular, daha çok herhangi bir bölgede damar veya siniri etkileyen lezyon ile ilgili olarak gelişir. Lezyon, oluştuğu bölgede damar bütünlüğünde bozukluğa neden olmuş ise bu, damarın vaskülarizasyonunu sağladığı uzak dokularda beslenme bozukluğunun gelişmesine neden olur. Aynı durum, ekstremiteye herhangi bir seviyede bilinçsizce turnike uygulanması veya operasyon sırasında gereksiz yere herhangi bir arterin ligatüre edilmesi sonucunda da gelişebilir. Oluşan lezyon ya da kitlenin bölgede bulunan sinir üzerine oluşturacağı basınca bağlı olarak sinirin innerve ettiği kas gruplarında ortaya çıkan fonksiyon ya da şekil bozukluğu, neromiyopati,  uzak bulgulara verilebilecek örneklerdir.
 
Bulgular aynı zamanda objektif ve subjektif bulgular olarakta değerlendirilir. Objektif bulgular, hastanın muayenesi sırasında hekimin gözlediği ve belirlediği bulgulardır. Hastalıkla ilgili olarak belirlenen lokal şişkinlik, renk değişikliği, lokal hipertermi,  bozulmuş anatomik bütünlük ve fonksiyon bozukluğu objektif bulgulardır. Hastalıkla ilgili olarak belirlenen ağrı ise hastadan hastaya veya muayene yapan hekimden hekime göre değiştiğinden subjektif bulgu olarak yorumlanır.
 
Beşeri hekimlikte hasta, kendisi ile ilgili şikayetlerini hekime anlatabilmesine rağmen veteriner hekimlikte ise hasta ile ilgili şikayetlerin büyük bir kısmı hayvan sahibi tarafından hekime aktarılır. Veteriner hekim, hayvan sahibi ya da bakıcısından hastalıkla ilgili olarak çok dikkatli bir anamnez almalı ve hastalığın tanısını koyabilmek için bütün muayene yöntemlerine başvurmalıdır.
 
Bazı hastalıklarda, bütün muayene yöntemleri uygulanmış olmasına rağmen kesin tanı konulamayabilir. Böyle bir durumda hastalığın kesin tanısını koyabilmek için cerrahi müdahalelere başvurulur. Diagnostik operasyon(lar) olarak isimlendirilen bu müdahale(ler) basit bir punksiyon ya da bir ameliyat olabilir.
 
İçerisinde sıvı özellikte bir içerik bulunan herhangi bir şişkinliğin içeriğinin karakterini öğrenmek için aseptik şartlarda yapılan delme işlemi (diagnostik punksiyon) ya da karın boşluğunda belirlenen herhangi bir kitlenin kesin tanısı için karın duvarının uygun bir yerden açılması işlemi (diagnostik laparotomi, celiotomi) diagnostik operasyonlardandır. Ayrıca nedeni tam belirlenemeyen topallıklarda şüpheli anatomik bölgeye ya da bu bölgeyi innerve eden perifer sinir uzamına aseptik şartlarda lokal anestezik madde enjekte edilerek tanının yapıldığı girişimler (diagnostik enjeksiyon) de diagnostik operasyonlardan sayılır.