İnsanlardan Hayvanlara Geçen Hastalıklar

İnsanlardan hayvanlara geçen hastalıklar bulunmaktadır. Özellikle şehir yaşamının oldukça hayatımıza girmiş olduğu bir gerçektir. Bu anlamda özellikle şehir yaşamı alışkanlıklarımızın yaşam biçimimizin değişmesine neden olmuştur. Örnek olarak verecek olursak önceden evlerimiz genellikle bahçesi olan evlerdi. Bu anlamda da çeşitli hayvanları bahçemizde besleyebilirdik. Ama günümüzde artan nüfus ile birlikte genellikle apartman daireleri ile yaşam başlamıştır. Geniş aile mantığından artık iyice uzaklaşılmış ve çekirdek aile mantığına girilmiştir.

Eskişehir Veteriner Kliniğiniz Olarak 7/24 Yanınızdayız!

Büyük şehirlerde bakıldığı zaman çekirdek aile çok yaygındır. Tek başına yaşayan insan da oldukça fazladır. Kişiler hem çok sevdikleri için hem de yalnızlık noktasında kendilerine arkadaşlık yapması için evcil hayvanlar beslemeye başlamışlardır. Evcil hayvanlar ev içerisinde direkt kişiler ile yakın teması olmaktadır. İnsanlardan hayvanlara geçen hayvanlardan da insanlara geçen oldukça hastalık bulunmaktadır. Bu nedenle hayvanların ve insanların aşılarının tam olması çok daha büyük önem arz etmektedir.

İnsanlardan Hayvanlara Geçen Hastalıklar
İnsanlardan Hayvanlara Geçen Hastalıklar

İnsanlardan Hayvanlara Hastalık Bulaşır Mı?

İnsanlardan hayvanlara hastalık bulaşır mı? Evet, hastalık bulaşır. Çünkü aynı ev içerisinde yakın temas durumunuz var ise zaten bulaşmama ihtimali bulunmamaktadır. Özellikle çok yaygın olarak bakabileceğimiz grip hastalığıdır. Grip hem çok bulaşıcı hem de bazen başka hastalıkları da tetiklemektedir. İnsanlardan hayvanlara bulaşan hastalıklar zooantroponoz adı ile bilinmektedir.

Özellikle daha çok hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar bilinse de insanlardan da hayvanlara hastalık geçmektedir.

Zooantroponoz Hastalık Nedir?

Zooantroponoz hastalığı nedir. Bu hastalık insandan hayvana geçen hastalıklar olarak bilinmektedir. İnsan genetiği ve hayvan genetiği birbirine oldukça benzemektedir. Bu anlamda da hastalıkları benzerlik göstermektedir. Bu hastalıklar bulaşıcı hastalıklar olduğu için de aşı yöntemi bulunmaktadır. Aşı kişileri ve hayvanları çeşitli hastalıklara karşı korumaktadır. Aşısı olan kişi ve hayvanların hastalığa yakalanma ihtimalleri daha düşük veya yakalansalar bile daha hafif atlatılma durumları bulunmaktadır.

Bilinen Zooantroponoz Hastalıkları Nelerdir?

Bilinen zooantroponoz hastalığı insanlardan hayvanlara geçen hastalıklardır. Bunların isimlerini incelemeniz için bir araya getirdik. Bilinen zooantroponoz hastalıklar şunlardır:

  • Leishmania Protozoa
  • Kedi tırmığı hastalığı
  • İnfluenza Gribi: Evet hayvanlardan geçtiği bilinse de insanlardan bu hastalık hayvanlara geçmektedir.
  • Kabakulak: Özellikle köpeklere geçmesi ile daha çok bilinmektedir.
  • Kuduz: Kuduz genellikle hayvanlardan geçtiği bilinmektedir. Ama bu hastalık hem zoonoz hem de zooantroponoz şeklinde görülmektedir. Kısacası hem insanlardan hayvanlara hem de hayvanlardan insanlara geçmektedir.
  • Rubella virüsü: Bu virüs de hem insanlardan hayvanlara hem de hayvanlardan insanlara geçmektedir. Halk içerisinde bilinen adı ise kızamıkçıktır.
  • Chlamydia Psittaci: Kuşlarda ve bazı memeli hayvanlarda görülen bir hastalıktır. Bu hastalık da hem zoonoz hem de zooantroponoz şeklinde görünmektedir.
  • Tüberküloz
  • Covid-19:Covid-19 hastalığı tüm dünyada görünen salgın bir hastalıktır. Bu anlamda da çok ciddi bir bulaş riski söz konusudur. Hayvanlardan insanlara bu virüs geçmezken maalesef ki insanlardan hayvanlara bulaşmaktadır. Bu anlamda bu virüse yakalandığınız zaman hayvanlardan da uzak durmanız gerekmektedir.

İnsanlardan Hayvanlara Bulaşan Hastalıklardan Korunma Yolları

İnsanlardan hayvanlara bulaşan hastalıklardan hayvanlarınızı korumak istiyorsanız yapacağınız en önemli çalışma hem kendi hem de hayvanınızın tüm aşılarını yaptırmak olacaktır. Aşılama yöntemi hem bulaş riskini azaltmaktadır hem de hastalığın hafif seyretmesini sağlamaktadır.

Kediler Yavrularını Yer Mi

Kediler yavrularını yer mi? Sorusu, cevabı oldukça merak edilen konulardan biridir. Öncelikle hayvanlar, doğası gereği hayatta kalabilmek adına çeşitli içgüdülere sahiptir ve bu içgüdüler, pek çok hayvan türünde zayıf düştüğünü veya tehlike altında olduğunu düşündüğü anlarda yavrularını yemelerine neden olabilmektedir.

Anne kediler, her ne kadar yavruları ile muazzam bir bağ kursa da çeşitli durumlarda içgüdüleri nedeniyle yavrularını yedikleri veya onları ölüme terk ettikleri görülebilmektedir. Bunu yapmalarında kendi doğaları gereği önemli nedenler bulunurken, anne kediler bu eylemi aslında diğer yavrularının yaşamı için fedakarlık için yapmaktadırlar.

Eskişehir Veteriner Kliniğiniz Olarak 7/24 Yanınızdayız!

Bu nedenle doğada hayatta kalma içgüdüsüne sahip canlılardan biri olan kediler, evcil bir hayvan olarak yaşasalar dahi bu eylemi gerçekleştirebilmekte ve yavrularını yiyebilmektedirler. Anne kedilerin aksine erkek kedilerin de yavrularını öldürebilmeleri mümkündür.

Kediler Yavrularını Yer Mi
Kediler Yavrularını Yer Mi

Bizler adına oldukça kötü bir davranış gibi görünse de hayvan doğasında vicdan, insaf gibi insansal duygular olmadığı ve yalnızca hayatta kalabilmek için güçlü, baskın olma içgüdüsüne sahip olmaları nedeniyle pek çok hayvan türünde olduğu gibi kedilerde de yavrularını yeme görülebilmektedir.

Anne Kedi Yavrusunu Neden Yer?

Pek çok kişi, anne kedilerin yavrularını yiyebildiğini öğrendiğinde veya şahit olduğunda oldukça şaşırmakta ve bu durumu garipseyerek, anne kedi yavrusunu neden yer? Sorusunu sorarak cevabını oldukça merak etmektedir.

Anne kediler, farklı durumlarda yavrularını yeme eğilimi gösterebilmektedirler. Bunlardan ilki, anne kedilerin, sıkıntılı bir şekilde ve zor şartlarda doğum yapması sonucunda, doğan her yavrusunu besleyebileceği bir güce ve süte sahip olamadığı durumlarda gerçekleşmektedir.

Anne kediler, sınırlı imkânlarda doğum yaptığında ve yeterli güce sahip olmadığında, yavruları içerisinden en sağlıklıları ayırarak, diğer zayıf yavru veya yavruları yiyebilmektedir. Bunu yapmasının nedeni ise kendisine yeterli gücü ve sütü depolayabilmek için zayıf yavrunun ölüsünü yiyerek enerji ve protein kazanmaktır.  Ve bu sayede güçlenerek sınırlı imkanlarda kalan yavruları hayatta tutabilmektedir.

Bunun yanı sıra, annelerin yavrusunu yemesinin en sık karşılaşılan nedeni ise, özellikle doğum esnasında ölü doğmuş veya sıkıntılı doğmuş bir yavrunun, öldüğünde oluşturacağı koku ile avcılara karşı yuvasını açık hedef haline getirmesidir. Bu nedenle de anne kedi, hayatta kalma ve yavrularını koruma içgüdüsü ile ölen yavrusunu veya zayıf yavrusunu yiyebilmektedir.

Ölü yavrunun parazit ve hastalıklara neden olma durumu da yine anne kedilerin yavruları ve kendi sağlığı için ölü yavruyu yemesine neden olabilirken, aynı zamanda zayıf yavruyu yuvadan taşıyarak tek başına bir yere bırakıp terk etmeleri de sık yaşanabilen bir durumdur.

Erkek Kediler Yavru Kedileri Neden Öldürür?

Erkek kedi yavru kediyi yer mi? ve Erkek kediler yavru kedileri neden öldürür? Sorularına yanıt olarak; Erkek kediler, anne kedilerden farklı olarak, korumacı bir içgüdü ile değil, yalnızca kendi baskınlığını ve egemenliğini korumak ve tekrar döllenebilmek için yavrularını öldürebilmektedir.

Erkek kedi, eşinin yavrularının kendi yavruları olmadığını düşünebilmekte ve bu durumda da kendi soyundan olmayan yavru kedileri öldürerek farklı erkek tohumlarını ortadan kaldırmak isteyebilmektedir.

Egemenliğini korumak için böyle bir eylem gerçekleştirebilen erkek kediler, bunun yanı sıra doğası gereği dişi kedi ile tekrardan çiftleşebilmek için bir an önce tekrar döllenebilmesi adına yavru kedileri öldürme eğilimi gösterebilmektedir.

Köpeklerde Kuduz Belirtileri

Her yıl dünya çapında milyonlarca köpek kuduz nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Temelde memeli canlıların beyin ve omuriliğini etkileyen virüs kaynaklı kuduz hastalığı ile birlikte birtakım semptomlar ortaya çıkmakta ve genellikle de ölümle sonuçlanmaktadır.

Köpeklere salya yolu ile veya açık yaraya virüsün enfekte olması nedeniyle bulaşan kuduz virüsü oldukça tehlikeli bir hastalık olmaktadır. Köpeklerde kuduz belirtileri genellikle virüs bulaştıktan itibaren 2 hafta ile 4 ay arasında ortaya çıkmaktadır.

Eskişehir Veteriner Kliniğiniz Olarak 7/24 Yanınızdayız!

Virüsün bulaşma miktarına göre belirtiler de değişiklik göstermekte ve aynı zamanda ısırılan nokta beyin veya omurilik bölgelerine yakın olduğu takdirde hızlı şekilde yayılmakta ve belirtiler çok daha kısa sürede ortaya çıkmaktadır.

Köpeklerde Kuduz Belirtileri
Köpeklerde Kuduz Belirtileri

Köpeklerde kuduz belirtileri kuluçka süresi sona erdikten sonra ortaya çıkmakta ve genellikle enfes kötü olmuş köpeklerde huzursuz veya rahatsız davranışlar şeklinde görülmektedir. Genellikle saldırgan tavırlar sergilemeye başlayan köpekler normalde sahip oldukları hareketli davranışlardan farklı olarak ilgisiz davranışlar gösterebilmektedir.

Bunun yanı sıra ateş, aşırı salya akması, nöbet geçirme, yutma güçlü, sendeleme veya felç gibi ileri belirtilerde ortaya çıkmaktadır.

Normal şartlarda alışık oldukları hareketlere ve seslere karşı rahatsızlık hissi duyabilir bu nedenle saklanma veya tam tersi saldırma eğiliminde bulunabilirler.

Kuduz olan köpekler mümkün olduğu sürece karanlık ve sessiz ortamlarda zaman geçirmek istemekte ve ağız bölgesinde köpürme meydana gelmektedir.

Köpeklerde Kuduz Tedavisi

Kuduz hastalığı köpeklerde çok sık rastlanan bir durum olduğundan mutlaka önleyici tedbirlerin alınması gerekmektedir. Köpeklerde kuduz tedavisi mümkün olmamakla birlikte kuduzun genel olarak da tedavisi bulunmamaktadır.

Köpeklerde onaylanmış birçok farklı kuduz aşısı bulunmakta ve genellikle 12 ila 16 haftalar arasında yani yavruluk dönemlerinde bu aşılardan herhangi birinin önleyici olarak yapılması ve daha sonra her yıl hatırlatıcı kuduz aşısı yapılması gerekmektedir.

Köpeklere Kuduz Nasıl Bulaşır?

Köpeklere kuduz hastalığının bulaşabilmesi için kuduz virüsünü taşıyan başka bir hayvan tarafından ısırılması şeklinde gerçekleşmektedir. Salya yoluyla kana karışan kuduz virüsü daha sonra köpeğin periferik sinirlerine geçiş yapmakta ve burada çoğalarak tükürük bezlerine yayılmaktadır.

Bunun yanı sıra ısınmayan fakat açık yaraya sahipken başka bir hayvanın salyası ile temas etmesi halinde de köpeklere kuduz virüsü bulaşabilmektedir.

Bu noktada genellikle ameliyat geçirmiş köpeklerin diğer hayvanların bulunduğu ortamlara çıkarılmaması gerekmektedir. Köpeklere kuduz sadece köpeklerden değil aynı zamanda tilki, yarasa veya rakun tarafından da ısırmaları halinde bulaşabilmektedir.

Kuduz virüsü memelilere has bir virüs türü olduğundan hayatta kalabilmesi için mutlaka mühürlü vücuduna ihtiyaç duymaktadır.

Kuduzun Kuluçka Süresi Ne Kadardır?

Kuduzun kuluçka süresi yani klinik belirtilerin ortaya çıktığı zaman ile virüsün vücuda bulaştığı zaman arasındaki süreçtir. Isırılma bölgesine ve canlıya göre 10 ila 1 sene arasında kuluçka dönemi meydana gelebilmektedir.

Bu noktada genellikle köpeklerde 2 hafta ile 4 ay arasında bu süreç değişebilir ve belirtilerin ortaya çıkması halinde yayılma hızında değişiklik gösterebilir.

Bu nedenle düzenli olarak kuduz aşısı yaptırılan köpeklerde kuduz virüsüne yakalanma ihtimali çok daha düşük olmaktadır. Ancak kuduz aşısı yaptırılmasına rağmen bu virüs köpeklerin vücuduna girebilir ancak belirtilere aşısız köpeklere göre oldukça az veya hiç olabilir.

Kediler Kuduz Olur Mu

Kuduz, hem hayvanlar hem de insanlar için oldukça tehlikeli bir hastalık olarak, erken müdahale edilmesi ve mutlaka aşılarının aksatılmaması gerekmektedir. Özellikle pek çok evcil veya vahşi hayvanın yakalanabildiği ve hem başka hayvanlara hem de insanlara bulaştırabildiği kuduz hastalığı konusunda, kişilerin en çok merak ettiği sorulardan biri, kediler kuduz olur mu? Sorusu olmaktadır.

Eskişehir Veteriner Kliniğiniz Olarak 7/24 Yanınızdayız!

Bu sorunun cevabı evet olacaktır. Kediler, özellikle kuduz hastası olma ve bulaştırma olasılığı en yüksek evcil hayvanlardan biridir. Bu nedenle de kedilerin kuduz olduğu çeşitli belirtiler ile anlaşıldıktan sonra, öncelikle kedilere yaklaşmamak ve derhal bir veterinere götürmek gerekmektedir. Kediler, kuduz hastalığını kolayca bulaştırabileceği ve bu hastalıktan kolayca etkilenerek hayatını riske atabileceği için, erken müdahale oldukça önemlidir.

Ancak özellikle böyle bir durumun yaşanmaması için kedilerin düzenli olarak kuduz aşısı olmaları, bu durumu engellemenin en etkili yoludur. Kediniz kuduz hastalığına yakalanarak bunu size de bulaştırabileceği için dikkatli olmak gerekmektedir. Kedi ve köpeklerde hayvanın 10 gün gözlem altında tutulması önerilmektedir.

Kediler Kuduz Olur Mu
Kediler Kuduz Olur Mu

Kedilerde Kuduz Belirtileri

Kedilerde kuduz belirtileri, diğer evcil hayvanlarda gözlemlenen kuduz belirtileri ile aynıdır demek mümkündür. Bu belirtiler, genellikle kedilerde bariz bir şekilde fark edilebilmekte ve kişiler, bir kedin kuduz olduğunu bu belirtiler sayesinde anlayabilmektedir. Kedilerde görülen kuduz belirtileri arasında özellikle şunlar yer almaktadır;

  • Kedinin davranışlarında ve hareketlerinde ani değişim
  • Çok korkak ve çekingen davranma
  • Aşırı sinirli ruh hali
  • Açık vücut yaraları
  • Saldırganlık ve şiddetli ısırma eğiliminde ciddi artış
  • Ağızlarından salya akması
  • Vücutlarında kasılmalar veya felçler meydana gelmesi

Yavru Kedi Kuduz Olur Mu?

Yavru kedi kuduz olur mu? Sorusu, kedilerin yaşayabildiği bir virüs hastalığı olan kuduz konusunda, yavru kedilerin de bu hastalığa yakalanma ihtimali olup olmadığının merak edilmesiyle sorulan bir sorudur. Bu sorunun cevabı da evettir. Yavru kediler de tıpkı yetişkin kedilerde olduğu gibi kuduz hastalığına yakalanabilmektedir.

Kuduz virüsüne sahip bir hayvan tarafından ısırılan, idrarını veya dışkısını tüketen, açık yarası ile temas eden veya salyasına maruz kalan yavru kediler, kuduza yakalanabilmekte ve erken müdahale edilmediği ve uzun süre fark edilmediği takdirde bu yavru kediler, kuduz sebebiyle hayatını kaybedebilmektedir.

Yavru kedilerde de bu virüsün bir kuluçka süresi bulunmakta ve ardından yavaş yavaş belirtilerini göstermeye başlayarak yavru kedilerde de yetişkinlerde meydana gelen belirtileri ortaya çıkarmaktadır.

Hayvanlarda Kuduz Belirtileri Kaç Günde Çıkar?

Hayvanlarda kuduz belirtileri kaç günde çıkar? Sorusu, kişilerin bu önemli hastalık konusunda en çok merak ettiği sorulardan biridir. Kuduz virüsü, hayvanların vücuduna girdikten itibaren hemen bir belirti göstermemekte ve çeşitli faktörlere göre değişkenlik gösterebilen bir süre boyunca vücutta kuluçkaya yatmaktadır. Bu kuluçka süresinin son bulmasının ardından hayvanlarda kuduz virüsünün etkileri gözle görünür şekilde artmaya ve şiddetlenmeye başlamaktadır.

Kuduz virüsünün hayvan vücudunda kuluçka süresi, genellikle ortalama 1 ila 3 aydır. Ancak bu süre, pek çok faktöre bağlı olarak artabilmekte veya azalabilmektedir. Bu nedenle, hayvanların kuduz virüsünü kapmaları ve vücutlarında belirtisiz bir şekilde barındırma süresi, 1 haftaya kadar düşebilirken, bu kuluçka süresi 1 yıla kadar dahi uzayabilmektedir.

Uysal Köpek Türleri

Köpekler insanların çoğu zaman en yakın dostu ve en sadık arkadaşı olmaktadır. Özellikle evcil köpekler ev ortamlarında beslenebilir ve insanlara arkadaş olabilirler. Bu noktada günümüzde birçok kişi apartmanda yaşadığından apartmanda köpek bakımı yapacakları zaman uysal köpek türleri arasından bir tanesi seçmektedirler.

Eskişehir Veteriner Kliniğiniz Olarak 7/24 Yanınızdayız!

Böylece uysal köpekler toplu ortamlarda ortama uyum sağlamakta çok daha başarılı olduklarından hiçbir problem yaşamadan apartman dairesi içerisinde bakılabilmektedirler. Aynı zamanda bu köpek türleri dış ortama alışık olmadığından vahşi hareketler göstermezler bu nedenle de ev içerisinde bulunan eşyalara zarar vermezler.

En uysal köpek cinsleri olarak bilinen köpek türleri şöyle sıralanabilir;

  • Bichon Frise 
  • French Bulldog 
  • Pug
  • Pekinez
Uysal Köpek Türleri
Uysal Köpek Türleri

Pug Türü Köpekler Ve Özellikleri

Pug ırkı köpekler köpek türleri içerisinde küçük köpek türleri olarak bilinmektedir. Sürekli hareket halinde olan bu köpekler özellikle çocuklarla fazlasıyla iyi anlaşabilmek dikte ve oyuncu bir köpek türü olması nedeniyle her yaş grubu ile oyun oynayabilmektedirler.

Bunun yanı sıra orta yaşlı veya yaşlı insanlarla da kurdukları hassasiyet bağı sayesinde oldukça iyi anlaşabilmekte ve ısırma eğilimi göstermediğinden ev içerisinde rahatça bakılabilmektedirler.

Gün içerisinde aşırı derecede egzersiz ihtiyacı olmayan bu köpeklerin yüz ve beden serilerindeki buruşuk nedeniyle yaşlı bir görünüme sahip olsalar da güçlü bir yapıları bulunmaktadır.

Bichon Frise Türü Köpekler Ve Özellikleri

Bichon Frise türü köpekler insanlarla ve özellikle de çocuklarla oldukça iyi anlaşabilmek de ve iyi arkadaşlıklar kurabilmektedir. Oyun oynamayı fazlasıyla seven bu köpek türü oyun sırasında ufak ısırma eğilimi gösterse de genellikle zarar verici düzeyde olmamaktadır.

Fazlasıyla hareketli bir özelliğe sahip olan bu köpek türü aynı zamanda kabarık kürkü sayesinde oldukça tatlı ve dikkat çekici olmaktadır. Her ne kadar hareketli görünse de karakteristik özelliği olarak utangaç ve ürkek bir yapısı bulunmaktadır.

Bu nedenle yüksek sesle uyarılmaları halinde üzülmekte ve uzun süre yalnız bırakıldıklarında psikolojik olarak ayrılık kaygısı çekmeleri ile birlikte hasta olabilmektedirler.

French Bulldog Türü Köpekler Ve Özellikleri

French Bulldog ırkı köpeklerin özellikleri genellikle kısa ve sarı ya da beyaz renkli tüylere sahip olmaktadırlar. Burunları sürekli olarak koyu renkli olan bu köpek ırkı aynı zamanda basık suratları ile de tanımlamaktadırlar.

Fiziksel özellikleri bakımından en önemli özellikleri kulaklarının yara saç şekline benzemesi olmaktadır.

Bunun yanı sıra oldukça büyük ve çıkıntılı bir göz yapısına sahip olan Fransız bulldog köpekler genellikle koyu renk gözlere sahip olmaktadırlar.

Sürekli olarak sinirli bir surat ifadesine sahip olan bu ırk bu özelliğinin tam tersi olarak oldukça eğlenceli bir yapıya sahiptirler.

İnsanlar ile uyumlu yaşayabilen bu ırk genellikle karakteristik özellikleri bakımından oldukça inatçı bir özellik göstermektedirler.

Pekinez Irkı Köpekler Ve Özellikleri

Süs köpeği olarak da bilinen Pekinez ırkı köpekler ve özellikleri incelendiğinde oldukça asil ve sevimli bir yapıya sahiptirler. Fazlasıyla bakıma ihtiyaç duyan bu köpeklerden beslenileceği zaman mutlaka safkan olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bunun yanı sıra bu ırk köpekler kontrolsüz şekilde üretildiklerinde sağlıksız köpekler ortaya çıkabileceğinden mutlaka dikkatli bir şekilde sahiplenilmesi gerekmektedir.

Ortalama olarak 15 yıl yaşayan bu köpekler köken olarak Çin kökenlidirler. Tüm hayatları boyunca en fazla 15 santim uzayabilen Pekinez köpek türü genellikle yabancılar ile iyi anlaşamamak dan ve genellikle yabancı bu kişilere karşı sürekli olarak havalı tavırlar sergilemektedir.

Sahibiyle özel bir iletişim şekli benimseyen bu köpekler sahipleri dışında başka kişiler ile iletişim kurmak istemeyebilirler.

Saldırgan Köpek Türleri

Köpekler insanların çoğu zaman en yakın arkadaşı olsa da bazı köpek türleri oldukça saldırgan özelliğe sahip olmaktadır.

Eskişehir Veteriner Kliniğiniz Olarak 7/24 Yanınızdayız!

Saldırgan köpek türleri üzerine yapılan incelemeler doğrultusunda genelde benimsedikleri kişilere veya sahiplerine herhangi bir saldırgan tutumda davranmasalar da tanımadıkları kişilere veya sinirlendikleri zaman tanıdıkları kişilere karşı saldırgan olabilmektedirler. En saldırgan köpek türleri olarak bilinen ırklar şöyledir;

  • Labrador
  • Coker spaniel
  • Alaska kurdu
  • The Saint Bernard

Labrador Türü Köpekler Ve Özellikleri

Genellikle uysal veya sevimli köpekler olarak bilinen Labrador türü köpekler uygun şekilde eğitilmediklerinde veya kendilerine karşı saldırgan tutumlar gerçekleştirildiğinde dünyanın en saldırgan köpeği olabilmektedirler.

Her canlıda olduğu gibi labrador türü köpeklerde de kendisini koruma mekanizması oldukça yüksek olduğundan kendilerine karşı herhangi bir tehlike hissettiklerinde saldırgan davranışlar gösterebilir ve genellikle ısırma eğiliminde bulunabilirler.

Saldırgan Köpek Türleri
Saldırgan Köpek Türleri

Dünyada yapılan çalışmalar doğrultusunda en çok saldırı gerçekleştiren köpek türü labrador olarak bilinmektedir.

Coker Spaniel Türü Köpekler Ve Özellikleri

Coker Spaniel türü köpekler ve özellikleri üzerine yapılan incelemeler doğrultusunda genellikle sevimli ve evcil olarak beslenebilir köpek türleri olarak görünseler de iyi edilmedikleri veya iyi muamele görmedikleri takdirde oldukça saldırgan olabilmektedirler.

Normalde duygusal bir yapıya sahip köpekler olsalar da kendilerine karşı gerçekleştirilen kötü davranışlar doğrultusunda ısırma eğiliminde bulunmaktadırlar.

Yapılan araştırmalar doğrultusunda dünyada en fazla köpek saldırısı sonucu ölen kişilere bu köpek türleri saldırmış bulunmaktadır.

Alaska Kurdu Türü Köpekler Ve Özellikleri

Orijinal adı Malamute olarak bilinen Alaska kurdu türü köpekler ve özellikleri üzerine yapılan incelemeler doğrultusunda genellikle pasif bir karaktere sahip olmaktadırlar.

Asil görünüşleri ve pasif olma eğilimleri ile her ne kadar sakin görünseler de köpek saldırısı sonucu ölen kişilere saldırgan köpek türleri arasında üçüncü sırada yer almaktadır. Bu noktada kendilerine Karşı olumsuz bir davranışta bulunulması halinde bu köpek türleri asil görünüşlerini bozmadan sadece sakin tavırlarını değiştirerek saldırgan hareketlerde bulunabilirler.

The Saint Bernard Türü Köpekler Ve Özellikleri

The Saint Bernard türü köpekler ve özellikleri üzerine yapılan araştırmalar doğrultusunda temelde sevgi dolu ve aile hayvanı olarak bilinmektedirler.

Anavatanları İtalya veya İsviçre Alpleri olan bu köpek türü genellikle arkadaş canlısı ve koruyucu özellik gösterirken bazı durumlarda saldırgan özellikler gösterebilmektedirler.

Özellikle yavruluk dönemlerinde diğer hayvanlar veya yabancılar ile sosyalleştirildiğinde fazlasıyla dost canlısı olan bu köpek ırkı doğal ortamda yaşam şartları gereği saldırgan olabilmektedir.

Özellikle eğitimi yönünde saldırgan olma eğiliminde eğitildikleri takdirde oldukça agresif bir özelliğe sahip olabilirler.

Amerikan Bull Dog Türü Köpekler Ve Özellikleri

Yavruluk dönemlerinde uysal şekilde ve uygun şekilde eğitildiğinde arkadaş canlısı olan Amerikan Bul Dog türü köpekler karakteristik özellikleri bakımından kendilerine fazlasıyla güvenmekte ve bazen fazla inatçı olabilmektedirler.

Ancak temelde duygusal bir yapıya sahip olmaları nedeniyle yavruluk dönemlerinde agresif şekilde eğitilmedikleri takdirde sahiplerine veya çevresindeki diğer insanlara karşı saldırgan olmamaktadırlar.

Ancak genellikle tehlike hissettikleri takdirde güçlü diş yapıları nedeniyle kontrolden çıkabilmekte ve ısırma çoğu zamanda parçalama eğiliminde bulunabilmektedir.

Genel olarak incelendiğinde bu köpek türleri doğru şekilde eğitildiklerinde diğer tüm köpek türleri gibi evcil olarak beslenen bilmektedirler. Ancak iri yapıya sahip olan ve ısırma eğilimine yatkın olan köpekler agresif şekilde eğitildiklerinde oldukça zararlı canlılara dönüşebilmektedir.